Yolcu Kalmasın

Saat altı dedi mi ayaktaydık. Ben yapmasam da abim kahvaltısını yapardı. Artık büyümüştük annemizle yolculuk yapmak biraz çocukça geliyordu. Akşamdan hazırlanmış valizimiz yanımızda yola düşerdik. Sabahın o erken saatinde.
Yola çıkalı bir saat olmuştur artık; sahildeyiz. Abim gazetesini alır. Spor gazetesini. O zamanlar müptelasıydı. Şimdilerde pek okumuyor. Bende yiyecek, çoğu zaman simit alırdım. İlk otobüsle yola devam ederdik. Sahilli izler doğuya doğru yol alırdık. Muavine her zaman ki ineceğimiz yeri söylerdik. İndiğimizde ilçeye gitmek için bilet alır, kalkış saatini beklerdik. Bir aceledir sürüp giderdi. Aslında acelemiz yoktur ama heyecanımız vardır. Zaman dolar, kalkış saati gelir, otobüs çalışır, yolculuk kaldığı yerden devam ederdi. Bir saat sonra o küçük ama şirin ilçeye gelirdik. Bizim köy ahalisinin bulunduğu çay ocağının önüne gider, köye kalkacak araba var mı bakardık. Bazen olurdu. Biner giderdik. Bazense tabanvayla gitmek zorunda kalırdık. Üç kilometrelik yoluş bir yolu salına salına çıkardık. Zar zor gelmiştik artık köyümüze. Ev ahalisiyle selamlaşır kısa görüşmelerden sonra dayımın saman balyası yapmak için yaylada olduğunu öğrenirdik. Kısa bir soluktan sonra yola devam ederdik. Dört beş kilometre daha bazen yokuş bazen düz, bazen orman bazen açık arazide yol alırdık. Sonunda yaylaya(savlugaya) varırdık. Yine kısa bir merasim, hal hatır sorma işleminden sonra sarılırdık yeni kesilmiş otlara. Dayım keser bizde güneşte kuruması için sererdik. Akşam köye geri döner. Ertesi gün geri gelirdik. Bazen yaylada kaldığımızda olurdu. Güneş battıktan sonra gaz lambasıyla aydınlanan, içinde kuzine sobası yanan bir odada uzunca serilmiş minderlerin içinde yatardık. Dayım, ben, abim. Lakırdılar teklemeye, sözcükler bitmeye başlaması göz kapaklarımızı zorlar ve öylece dalardık uykuya. O yayla havasında kızarmış turşuyla çay içmek sabahların vazgeçilmeziydi. Sonra yine işe koyulurduk. Gün biter, bizde yola düşerdik, akşama Köye varırdık.
Bir haftayı doldururduk. İki gün teyzemde, üç gün köyde, iki gün savluga da…
Bu hız bizi nedense rahatlatırdı. Bir haftanın sonunda hoşnut bir biçimde evimize dönerdik.
13.04.2010 21:58 Tokat