İstediğim Yerdeyim

Sabahları penceresini açtığında içeriye dolan temiz havadan ilk nefesini aldığında, güne başlamıştı artık. Sabahın ilk ışıkları doldukça odaya mutlu biri olurdu bir an. Bir sesiz enstrümandı doğa, bazense ünlü bir besteci. Ruhunu rahatlatan yeşilliklerde dolaşırdı düşünceleri… Hep bu şekilde düşlerdi.
Yüzüne bakınca hemen neler yaşadığını anlardınız. Yüzü özgeçmişiydi. İste böyle biriydi.
Daha sokağa ilk adımında aklına bugün mutluluk için neler yapmak gerektiği gelirdi. Bazen gün boyunca düşüncesi hep bu duyguyla meşgul olurdu. Aslında mutlu olduğu ve yaparak mutlu olabileceği birçok uğraş vardı aklında ama hayat öyle bağlamıştı ki onu, nedense çözülemiyordu düğümleri. Çıkamıyordu tekdüze dünyasından. Ne kimseyi davet etmeye yüzü vardı, ne de yaşayacak gücü kalmıştı dünyasında.
Filmlerde izlerdi hep özgürlüğü, yaşamda, kendi yaşamında hiç görememişti. Huzurlu yaşamak, sıkıntı çekmemek için çabalamış iş sahibi olmuş, kendini sağlam bir mevkide bulmuştu. Bir cifçi olsa belki daha mutlu olurdu. Çünkü doğa onu her zaman mutlu ederdi.
Onu bu acıklı yaşamaya bağlayan her şeyin bir an yok olmasını düşledi. Gözlerini kapadı ve düşündü… Bir dağ evini, müstesna manzarasını; doğayla iç içe bir hayatı düşündü. Sonra gözlerini açtı “bunu yapmalıyım” dedi. Yıllardır çalışıyordu birazda tatil yapmalıydı. Ayarlamaları, düzenlemeleri halletti; görüşleri, buluşmaları erteledi.
Her şey bu kadar kolay olamazdı, olmamalıydı. Bu yüzden çok şaşırdı. Aslında hiç denememişti. Beklide bu yüzden çok şaşırdı. O sıkıcı hayatından az da olsa uzaklaşmaya karar ermiş, hazırlıklarını yapmıştı.
Huzur ve mutluluğu için didinip kazandığı mevkisinden çıkmış. Merdivenlerden atlaya atlaya inmişti. Dışarı çıktığında derince bir nefes aldı. Bugün tarihe geçecek bir gündü. Ve tarihe de geçti: “ünlü iş adamı … hayatını kaybetti. Dün bir sularında geçirdiği trafik kazası hayatında bir son oldu. Bugün vasiyetinde bahsi geçen doğal bir yere defnedildi.”


11.04.2010 21:31 Tokat