Atıcı
Daha bilyelerini cebinden çıkarmadan oyunun akışına baktı. Yoğun bir bilye akışı vardı oyunda. Tamda istediği gibi... Oyun bitti ve yeniden başlıyordu. İşte o anda oyuna dahil oldu. Herkes beşer bilye koydu ortaya ve oyun başladı. Önce sıralama atışları yapıldı. En uzağa atan ilk başlardı. Artık kişinin öz güveni, zemini tanıması, şansı dahilinde birinci olmak isterdi. Bazen de sadece öylesine birinci olunurdu. Ama dedik ya birinci en uzaktan atmak zorunda. Bu da en baştaki bilyeye vurma olasılığını düşürüyor. Ama nedense herkes ilk atmayı seçer. Birinci olmuş, nasıl atması gerektiğini bir an düşünmüş, atışının ona sağlayacağı bilye sayısını hesaplamış ve atışını yapmıştı. Onca şeyi bir dakikadan az sürede düşünmek zorundaydı. çünkü atış yapmak için sabırsızca bekleyen çocuklar vardı. Ve attı. Iskaladı. Hiçbir bilyeye vuramadı. Neyse ki en iyi atış yapan bilyelerin yarısını almıştı. Bu yüzden oyun tekrar oynanacaktı. Tekrar sıralama atışları yapıldı. Ortalarda bir sırada kaldı. Atış sı...