Düş
Bir an gözlerini kapattı ve düşlemeye başladı.
Elleri ceplerinde yürüyordu. O acaba aradığı kadın mıydı?
Hayır, bu düş değil, gerçekti. Yeniden düşlemeliydi.
Yeşillikleri, köyünü, ağaçların rüzgârla dansını düşündü. Oluyordu. Evet. Sanırım düşlemeye başlıyordu.
Birden kulak verdi karanlığa ve sessizliği dinledi. En çok sevdiği şarkı sessiz sokaklardı. Birden irkildi. Rüzgâr gözlerini açtı ve bir an sendeledi, az daha düşüyordu. Saat hayli geçti. Hep yürüdüğü, yürümek zorunda olduğu cadde yürüyordu. İstemese de evinin önünden geçiyordu. Bu gerçekti. Çünkü gözleri artık açıktı. Kafasını çevirdi ve sanki yılların alışkanlığıymış gibi binayı süzdü. Sanki ilk kez görüyormuş gibi.
Adımlarında bir Ahenk yoktu. gözleri kapanınca yavaşlıyor, mutlu bir anın uzun sürmesi için dikkatini topluyordu. Düşlüyordu.
İkinci sağdan saptı. Sola eğik bir virajı geçtikten sonra yol boyunca ilerledi. Bahçeli evlerle dolu bir mahalledeydi. Uzun zamandır burada kalıyordu, bu mahallede. Anahtarı çıkardı, kapıyı açtı, içeri girdi, odasına geçti, kanepeye uzandı ve gözlerini kapadı.
Düşlemeye işte burada başladı. O anda.
Gerçekten kaçmak için hayallerine daldı.
Evlenmişti. bir kızı vardı. Daha beş yaşında… Konuşunca karşısında hayran bakan babasının niye ona öyle baktığını anlayamazdı. Bilemezdi. Sadece anlattıkları çok önemliymiş gibi vurgular yaparak oyuncak bebeğinden bahsetti. Babası aynı bakışlarla, hayran bir duruşla dinledi.
Bir an hayaller dondu. Gözleri yeniden açıldı. Yeni bir solukla içi gerçeklikle doldu.
Denedi. Neredeyse yarım gününü böyle geçiyordu. Uyurken, yürürken, konuşurken hep hayal ediyordu. Düşler onun dünyasıydı ve o dünyada yaşıyordu.
Sanırım gözleri kapanana kadar hep böyle olacaktı.
03.05.2010 22:51
Elleri ceplerinde yürüyordu. O acaba aradığı kadın mıydı?
Hayır, bu düş değil, gerçekti. Yeniden düşlemeliydi.
Yeşillikleri, köyünü, ağaçların rüzgârla dansını düşündü. Oluyordu. Evet. Sanırım düşlemeye başlıyordu.
Birden kulak verdi karanlığa ve sessizliği dinledi. En çok sevdiği şarkı sessiz sokaklardı. Birden irkildi. Rüzgâr gözlerini açtı ve bir an sendeledi, az daha düşüyordu. Saat hayli geçti. Hep yürüdüğü, yürümek zorunda olduğu cadde yürüyordu. İstemese de evinin önünden geçiyordu. Bu gerçekti. Çünkü gözleri artık açıktı. Kafasını çevirdi ve sanki yılların alışkanlığıymış gibi binayı süzdü. Sanki ilk kez görüyormuş gibi.
Adımlarında bir Ahenk yoktu. gözleri kapanınca yavaşlıyor, mutlu bir anın uzun sürmesi için dikkatini topluyordu. Düşlüyordu.
İkinci sağdan saptı. Sola eğik bir virajı geçtikten sonra yol boyunca ilerledi. Bahçeli evlerle dolu bir mahalledeydi. Uzun zamandır burada kalıyordu, bu mahallede. Anahtarı çıkardı, kapıyı açtı, içeri girdi, odasına geçti, kanepeye uzandı ve gözlerini kapadı.
Düşlemeye işte burada başladı. O anda.
Gerçekten kaçmak için hayallerine daldı.
Evlenmişti. bir kızı vardı. Daha beş yaşında… Konuşunca karşısında hayran bakan babasının niye ona öyle baktığını anlayamazdı. Bilemezdi. Sadece anlattıkları çok önemliymiş gibi vurgular yaparak oyuncak bebeğinden bahsetti. Babası aynı bakışlarla, hayran bir duruşla dinledi.
Bir an hayaller dondu. Gözleri yeniden açıldı. Yeni bir solukla içi gerçeklikle doldu.
Denedi. Neredeyse yarım gününü böyle geçiyordu. Uyurken, yürürken, konuşurken hep hayal ediyordu. Düşler onun dünyasıydı ve o dünyada yaşıyordu.
Sanırım gözleri kapanana kadar hep böyle olacaktı.
03.05.2010 22:51