Bir başlangıcı vardı her şeyin, bir de sonu. Bu son ya iyi olur, ya da malum kötü. Aslında benlenmeyen sonuca kötü diyoruz. Olası ama şaşırtan, muhtemel ama istenmeyen… Bir başlangıç atılmalıysa en güzelini atmış olmak, müstesna bir başlangıçla başlamak ve son noktayı bu hızla bitirmek... Akıp giden bir ırmak misali akıyor, yer yer taşlara vuruyor kendini, bazen de sakin süzülüyor düzlüklerde. Gönül hikâye olsa sanırım ilginç olurdu. Yani hikâye ilginç olurdu. Bir acayiptir de ondan. Bazılarına göre tek düze olduğu, bazı insanlarda olmadığı, taştan olduğu, yumuşak ve sevecen olduğu söylenir. Bence gönül karmaşık bir yolun ta kendisi. Nere varacağı belli değil, ne sonuç doğuracağı şüpheli. Bu gönül denilen şey kalptir. Bence kalpte sevgidir. Susuz ve aç, çok az bir süre dayanabilirken; Sabretmeye gelince kendinden daha dolgun bir zaman dilimini kapsayabiliyor. Ben şahidim bekliyor ve yaşıyor. İstediği bir huridir, bir prensestir belki… Yani ulaşılmaz, erişilmezdir ama sabırla bekleyebil...