Gelecekten bir anı

Daha çok var mı, dediğinde olağan hızla hareket eden arabamız,  rüzgârla dans eden uzun kavak ağaçlarının arasından geçiyordu. Korkulan olmasın istiyordu. Yollar ona ürkütücü geliyordu. Bense mutluluk şarkıları söylüyordum. Korkularına sancı olmak gibi bir derdim yoktu. Bitmeyecek endişeni artık ezberlemiştim. Ansızın çığlıklarına da alıştım aslında. “Dikkat” kelimesi en çok kullanılanlar listesinin başında geliyordu ama alışmak acıdan çok mutluluk veriyordu. İnsan hayatını paylaştığı insana alışması, onu hissetmesi ve onu bilmesi yaşamın bazı sırlarını çözmek gibidir.

Bu durumda gece yolculuk yapmak zaten imkânsızdı. Gündüz yolların etrafını seyretmek pekte keyifliydi aslında ama içindeki korku/endişe onun hazzından her defasında en çok payı alan bir bencildi. Yolların çizgilerini saymak gibi bir derdim vardı ama mümkün olası kılamadım. Zaten korku içindeki yan koltuk komşumu daha huzursuz edemezdim. Şehir merkezlerindeki ışıklarda gözlerine bakardım. Susamış mıyım ki bu kadar, bakardım da bakardım. Şehirler biter. Uzun soluk alır tekrar derinlere dalardım. Bir şehir daha mı yaklaşıyor ödüllendirilmeyi bekleyen çocuk gibi şehre girmeyi beklerdim. Yolculuk biter, huzur tekrar koluna giderdi. Bense yorgun ama bir o kadar da gururlu. Yolları biter benim ne de olsa.

Gelecek miydi yoksa geçmiş miydi; düşe gerçek mi, gerçeğe düş mü katmışım bilemedim.

07.09.2014 23:17 Kayseri