Dereden denize
İnsanların karınlarını
doyurmakta sıkıntı çektiği, “bugün doyduk yarın Allah kerim” dediği bir köyde
yaşamaya çalışan Hasan’ın içi yanıyordu. Hani kalbini bir şey kemiriyormuş
hissi vardır ya, bu his değil acının ta kendisiydi.
Yoksulluk hırçın bir
yırtıcı gibi saldırıyordu bu diyarda insanlara. Kaçabilen kurtuluyordu. Kaçmak
tek çare gibi görünüyordu zira yoksullukla yüzleşmek ölüm fermanının verilmesi
demekti.
İşte bu diyardan kaçan
bir ailedeki bir sevgilide kalmıştı Hasan’ın kalbi, sevgisi ve geleceği. O
yüzden günlerdir mecnun misali dolanıp duruyor, öylece savruluyordu zamanın
ardından…
Sevdiği olmadan
dünyanın dönmesi onu pek mutlu etmiyordu. Avare avare gezinirken yolu derenin
kenarına düştü. Aklına o anda bir fikir düştü, üşüştü. Biliyordu. Her dere
denize akar. Ümitsizliğin içinde günlerce can çekişen ruhunu hiçbir ümit
kıpırtısı kurtaramaz sanıyordu ama sevgilisine kavuşmanın bir yolu vardı.Evet,
bu dereyi takip ederek denize ulaşabilir, sevdiğini bulabilirdi. “Bu akan dere
beni sevdiğime kavuşturur mu? “ diye haykırdı içinden.
Yola çıkmaya karar
vermiş, hazırlıklarını yapmıştı. Şimdi derenin kenarında azgın sulara
bakıyordu. Bu sular onu istediği yere götürecekti. Bu meşakkatli yolculuğun
sonunda ruhunu huzura kavuşturan sevgilisi, hayalleri ve şansı varsa
ayaklarının altına alabileceği bir yoksulluk vardı.
Ve yola çıktı. Dereyi
takip ederek taştan taşa atlayarak, patikalardan yürüye yürüye denize ulaştı.
Dereye uzun uzadıya baktı. Ona minnet duyduğunu gözleriyle, bakışlarıyla
göstermek istedi. Hayretle bakındı denize. Sahile gelmişti. Şimdi geriye az bir
zahmet kalmıştı. Hasan denize ulaşmıştı…
29.12.2011,18:22
Nevşehir